“Bir Üniversitenin Dünyaya Açılan Sahası”
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Futboltenisi Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapıyor. DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu (VYK) Üyesi Özdinç Akdel DAÜ’nün “Futbol Tenisi Dünya Şampiyonası”na ev sahipliği yapmasının ülkeye, DAÜ öğrencilerine ve Gazimağusa’ya sağlayacağı katkılar üzerine bir açıklama yaptı. Akdel açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Irak, Pakistan, Romanya, Fransa, Moldova, Türkiye, Macaristan, KKTC, Danimarka ve Slovakya’dan gelen sporcuların üniversitede buluşması, üzerinde düşünmeye değer bir anlam taşıyor. Bugün aynı sahada buluşan sporcular bize kendi hedeflerimizin peşinden giderken başkasının hakkına, emeğine ve varlığına yer açmayı hatırlatıyor. Üniversitemizin bu karşılaşmaya zemin hazırlamasını ve sağlıklı yaşamı ortak bir kurumsal hedef olarak benimsemesini, geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğun anlamlı bir ifadesi olarak görüyorum.
DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun bir üyesi olarak bu organizasyonu değerlendirirken kendime şu soruyu soruyorum: Bir üniversitenin böyle bir buluşmaya kapılarını açması, kurumuna ve içinde bulunduğu topluma ne kazandırır?
Rektörümüzün açılış konuşmasında değindiği ‘Sağlıklı Yaşam ve Spor Yılı’ teması, bu soruyu düşünürken özellikle dikkatimi çekti. Doğrusu, bu temayı üniversitenin geleceğe bakışı açısından çok önemsediğimi belirtmeliyim. Gençlerin sağlığını, yaşam alışkanlıklarını ve sosyal gelişimini üniversitenin gündemine taşıyan bu yaklaşımın, eğitim anlayışımızı zenginleştirecek bir vizyon içerdiğine inanıyorum.
Üniversitelerin başarısını öğrenci sayıları, bilimsel yayınlar, uluslararası sıralamalar ve mali göstergeler üzerinden değerlendiriyoruz. Yönetim sorumluluğu taşıyan herkes gibi ben de bu göstergeleri önemsiyorum. Ancak bir üniversitenin toplumsal değerini anlayabilmek için kampüsünde nasıl bir hayat kurulduğuna da bakmamız gerekiyor. Gençler burada hangi alışkanlıkları kazanıyor? Kendileriyle ve çevreleriyle nasıl bir ilişki geliştiriyor? Üniversite, onların sağlıklı ve anlamlı bir yaşam kurmasına nasıl katkıda bulunuyor?
‘Sağlıklı Yaşam ve Spor Yılı’ temasının gücü, bu soruları kurumsal bir sorumluluk alanına taşımasında yatıyor. Düzenli hareket etmeyi, birlikte üretmeyi, dayanışmayı ve insanın kendi iyilik haline özen göstermesini kampüs kültürünün parçası haline getirmek, uzun vadeli bir eğitim hedefidir. Bu vizyonun değeri, yıl boyunca öğrencilerin gündelik hayatına ne ölçüde dokunabildiğinde ortaya çıkacaktır.
Futbol Tenisi Dünya Şampiyonası’nı da bu anlayışın somut karşılıklarından biri olarak görüyorum. Farklı ülkelerden sporcular aynı sahaya çıktığında, beraberlerinde farklı dilleri, alışkanlıkları ve hayat hikayelerini getiriyor. Müsabakanın başlayabilmesi için ise ortak bir zeminde buluşmaları gerekiyor. Kuralları kabul ediyor, birbirlerinin emeğini tanıyor ve aynı mücadelenin parçası oluyorlar. Birbirine benzemeden birlikte hareket edebilmenin mümkün olduğunu gösteriyorlar.
Üniversitenin yaşatması gereken kültürün önemli bir parçası da budur. Öğrencinin dünyası, karşılaştığı insanlar ve deneyimler ölçüsünde genişler. Başka bir ülkenin sporcusuyla yapılan kısa bir sohbet bile, o ülke hakkında yıllardır taşınan bir yargının yeniden düşünülmesini sağlayabilir. Böylece spor, bedensel gelişimin yanında sosyal bağların ve karşılıklı anlayışın güçlenmesine de alan açar.
Sahanın kendisi de güçlü sorular barındırıyor. Kazanma arzumuz yükseldiğinde kurallara bağlı kalabiliyor muyuz? Başarısızlık karşısında sorumluluk alabiliyor muyuz? Rakibimizin başarısını takdir edebiliyor muyuz? Takım arkadaşımız hata yaptığında nasıl davranıyoruz? Bu soruların yanıtları, insanın karakteri kadar birlikte yaşama kültürünü de ilgilendiriyor.
Bu açıdan sağlıklı yaşam düşüncesinin geniş bir anlam taşıdığına inanıyorum. Kendi bedenine özen gösteren, sınırlarını tanıyan, başkalarıyla dayanışma kurabilen ve rekabeti hakkaniyet içinde sürdürebilen bireyler yetiştirmek, üniversitenin topluma yapabileceği değerli katkılar arasındadır. Rektörümüzün işaret ettiği vizyonu önemli bulmamın temelinde de insanın bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimini birlikte düşünmeye açtığı bu alan bulunuyor.
Vakıf yönetiminde sorumluluk üstlenen bizlerin bir görevi de kurumun bugünkü ihtiyaçlarıyla uzun vadeli toplumsal katkısı arasında bağ kurabilmektir diye düşünüyorum. Üniversitenin kaynaklarının dikkatli kullanılması, tesislerinin verimli işletilmesi ve faaliyetlerinin anlamlı sonuçlar üretmesi elbette önemlidir. Bu sonuçları değerlendirirken öğrencilerin kazandığı yaşam alışkanlıklarını, kurulan uluslararası ilişkileri ve toplumla gelişen bağları da hesaba katmalıyız.
DAÜ’nün spor altyapısının uluslararası bir buluşmaya hizmet etmesi, bu açıdan kıymetlidir. Üniversitenin yıllar içinde oluşturduğu imkanlar, farklı ülkelerden insanları bir araya getiren ortak bir alana dönüşmektedir. Bu buluşmanın öğrencilerimizde spor yapma isteği uyandırması, onları tesislerimizden yararlanmaya ve yeni bir branş denemeye teşvik etmesi, ev sahipliğinin kalıcı kazanımlarından biri olabilir.
Bir diğer önemli olduğunu düşündüğüm husus ise Gazimağusa’ya gelen her sporcu ve konuğun, burayı kendi deneyimiyle tanımasıdır. Karşılandığı ilk andan ayrıldığı güne kadar gördüğü ilgi, kurduğu dostluklar ve yaşadığı deneyimler, zihninde bu ülkeye dair bir iz bırakacaktır. Düzenli işleyen bir organizasyon, özenle hazırlanmış bir tesis ve ihtiyaç anında uzatılan bir yardım eli, kurumumuzun değerlerini görünür kılacaktır.
Şampiyona sona erdiğinde kazananlar belli olacak, kupalar verilecek ve takımlar ülkelerine dönecek. Bizim ise ardından sormamız gereken sorular olacak: Öğrencilerimize nasıl bir deneyim kazandırdık? Hangi ilişkilerin temelini attık? Bu heyecanı kampüste daha hareketli, daha katılımcı ve daha sağlıklı bir yaşama nasıl taşıyabiliriz?
Bir Vakıf Yöneticiler Kurulu üyesi olarak, ev sahipliğimizin değerini bu soruların yanıtlarında görüyorum. “Sağlıklı Yaşam ve Spor Yılı” vizyonunun kalıcı karşılığını da burada arıyorum: Sporun birkaç günlük heyecanının, gençlerin hayatında yıllarca sürecek alışkanlıklara ve ilişkilere dönüşmesinde. Bugün aynı sahada buluşan sporcular bize kendi hedeflerimizin peşinden giderken başkasının hakkına, emeğine ve varlığına yer açmayı hatırlatıyor. Üniversitemizin bu karşılaşmaya zemin hazırlamasını ve sağlıklı yaşamı ortak bir kurumsal hedef olarak benimsemesini, geleceğe karşı taşıdığı sorumluluğun anlamlı bir ifadesi olarak görüyorum.”

